“Ameliyattan Sonra Kanada Hekimleri Tarafından 12 Ay Ücretsiz Takip”

Obezite Nedir?

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamasına göre vücut kitle indeksinin 30’un üzerinde olması Obezite olarak adlandırılan bir hastalıktır. Vücut kitle indeksi kilogram olarak vücut ağılığının, boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile hesaplanır. Bu hesaplama yöntemi her hasta için her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Yoğun olarak spor yapmış ve kas kitlesi yüksek olan bireylerde yüksek vücut kitle indeksleri obezite olmadan da görülebilir. Bu problemi aşmak için yağsız vücut ağırlığı ölçümü empedans ölçümü gibi yöntemler de kullanılmaktadır. Ancak en yaygın kullanılan yöntem vücut kitle indeksidir.
VKİ = Ağırlık (kg) / Boy (metre)2

<18.5 Düşük kliolu
18.5-25 Normal Kilolu
25-30 Fazla kilolu
30-40 Obez
>40 MorbidObez

Obezite son yıllarda neden bu kadar arttı?

Öncelikle son yıllarda yediğimiz yemeklerin içeriği değişti. Çok daha fazla yüksek kalorili ve rafine (işlenmiş) karbonhidrat içeren gıdalar tüketilmeye başlandı. Rafine şeker aslında yarı sindirimi tamamlanmış basit şekerler olarak tanımlanabilir. Bu gıdalar diğer kompleks şekerlere göre daha dayanıklı, daha ucuz olduğundan kullanımı çok arttı. Ek olarak motorlu araçların yaygınlaşması, televizyon ve bilgisayar kullanımının artması ve masa başı işlerde çalışan insanların artması ile hareketsiz bir hayata hızlı bir geçiş yaptık. Şehirlerde yaşayan insanların sayısının artması, sık yerleşimli binalar ve yoğun trafik arasında spor yapacak yerlerin de git gide azalması ile birlikte hareketsiz yaşam daha da arttı. Nihayetinde daha yüksek kalori ile beslenen, ancak daha az hareket eden bir hayat tarzı; bize maalesef obezite ve obezite ile birlikte seyreden birçok hastalığa mal oldu.

Obezite hangi hastalıklara yol açar?

Obezite birçok hastalığı tetikleyen veya ağırlaştıran bir faktör olarak göze çarpmaktadır. Tip2 diabet (şeker hastalığı), hipertansiyon, kolesterol bozuklukları, kalp damar tıkanıklıkları, kalp krizi, mide reflüsü, astım, karaciğer yağlanması ve buna bağlı karaciğer yetmezliği, gut, dejeneratif eklem hastalıkları (kireçlenme), migren, flebit (toplardamar iltihabı), polikistikover sendromu ve adet düzensizlikleri obez bireylerde daha sıklıkla görülürler. Ayrıca meme, rahim, kalın barsak, özofagus, pankreas, böbrek ve prostat kanserlerinine yakalanma ihtimalinin de obezite ile arttığı bilinmektedir. Obezite ile ilgili hastalıkların büyük çoğunluğu, obezite tedavi edildiğinde, yani hastalar normal kilolara ulaştığında, iyileşmektedir.

Kaç çeşit obezite ameliyatı var?

Tüp Mide (SleeveGastrectomy) ameliyatı:
Hacim sınırlayıcı ameliyatlar arasında en fazla bilinen ve en fazla uygulanan ameliyat tüp mide ameliyatıdır. Bu ameliyatta mide ince bir tüp haline getirilerek, daha az miktarda gıda ile doyma sağlanır. Ayrıca midenin bir kısmından açlık hormonu olarak adlandırılan Ghrelin hormonu salgılanır. Tüp mide ameliyatı ile bu kısım büyük oranda alındığından iştah da azalır dolayısıyla, tüp mide ameliyatı olan hastalar daha az acıkan daha çabuk doyan bir form kazanırlar.

Mide bypası (Roux-en Y Gastric Bypass, RNY gastric Bypass):
Bu yöntemde mide bir çay bardağı kadar hacme küçültülür ve sonrasında ince barsaklar mideye bağlanır. Hem mide hacmi küçülür hem de ince barsakların bir kısmından gıdalar sindirilmeden geçer. Bu ameliyat obezite için 45 yılı aşkın süredir yapılmaktadır ve uzun dönem sonuçları bilinmektedir. Obezite tedavisinde altın standart olarak kabul edilen ameliyat yöntemidir.

Mini mide bypası (Mini Gastric Bypass, OneAnastomosisGastric Bypass):
Mide  ince uzun bir tüp haline getirilir ve sonrasında, ince barsaklar bu küçültülmüş mideye bağlanır. Safranın mideye kaçması en büyük problem olarak göze çarpsa da obezite ve diabetin tedavisinde çok etkili olduğu gösterilmiştir. RNYGastic bypassın riski azaltılmış hali olarak nitelendirilebilir.

Obezite Cerrahisi ile ilgili Merak Edilenler

Hangi ameliyat daha iyi?

Her hasta için her ameliyat yöntemi uygulanamaz. Kişisel olarak hastanın özelliklerine göre ideal ameliyat tipi belirlenmelidir.

Neden obezite cerrahisi diğer tüm tedavilerden daha etkili ve başarılıdır?

Çünkü obezite bir kısır döngüdür. Hasta kilo aldıkça hareket etmek zorlaşır, hasta hareketsizleşir. Hareketsizleştikçe daha fazla kilo alır. İşte obezite cerrahisi bu kısır döngüyü kırarak hastanın daha az gıda ile beslenerek daha hareketli olmasını sağlar. Ayrıca Ghrelin, GLP, insulin gibi hormonlara yaptığı değişiklikler ile gerek iştah azalması gerekse kan şekeri kontrolünün sağlanmasında diğer tedaviler ile elde edilemeyen bir avantaj sağlar.

Ne zaman taburcu olurum, ne zaman işe başlayabilirim?

Herşey yolunda giderse ameliyattan sonraki 3. gün taburcu olup, evde de 4-5 günlük bir istirahat dönemi sonrası işe başlayabilirsiniz. Şehir dışından ve ülke dışından gelen hastalarımız için taburcu sonrası dönemde 3-4 gün İstanbul’da kalmalarını önermekteyiz. Ameliyat günü, ameliyattan 3-4 saat sonra yürüyüş yapmaya başlayabilirsiniz. Ameliyat standart olarakLaparoskopik( kapalı ameliyat) yöntem ile yapıldığından ameliyat sonrası ağrı yok denecek kadar azdır.

Ameliyattan sonra iz kalır mı?

Temel bir kural olarak izsiz dikiş olmaz, ancak obezite ameliyatlarının neredeyse tamamı kapalı yöntemle yani çok küçük kesilerden, kamera ve özel el aletleri kullanılarak yapıldığından oluşacak iz çok küçük, belli belirsiz olmaktadır.

Ameliyattan sonra sarkma olur mu?

Kilo veren her birey cilt sarkmaları açısından risk altındadır. Bu durum, biraz hastanın cilt yapısına bağlı olsa da, proteinden zengin beslenme ve düzenli egzersiz cilt sarkmalarını azaltmak için alınacak önlemlerdir. Hastanın yaşı ve başlangıç kilosu da önemlidir. Genç hastalarımızda ve vücut kitle indeksi 50kg/m2 nin altında olan sarkma neredeyse hiç görülmemektedir. Bu önlemlere rağmen karın cildi, göğüs, kol veya bacaklarda cilt sarkması olursa cilt germe ameliyatları uygulanabilir. Cilt germe ameliyatları için uygun zaman obezite ameliyatından en az 1 yıl sonrasıdır. Çünkü; ideal vücut ağırlığına ulaşmak beklenmelidir.

Ameliyattan sonra hamile kalabilir miyim? 

Ameliyattan sonra en az 1 yıl boyunca hamile kalmamanız önerilmektedir. Ameliyat sonrası erken dönemde hamile kalınması halinde hem obezite cerrahisinin hedefinden uzaklaşmış olacak ve hastanın kilo kaybetmesinin önüne geçecektir; hem de fetüse yeterli sıvı ve besin gönderememe ve doğacak çocukta çeşitli eksikliklerin görülme ihtimali artacaktır. Hamile kalma düşüncesi olan hastalarımızın ameliyat öncesinden başlayan dönemde doğum kontrol desteği almaları önerilmektedir.

Obezite cerrahisinin riskleri nelerdir?

Obezite cerrahisi de her cerrahi müdahale gibi çeşitli riskler içerir. İlk obezite ameliyatlarında kabul edilen komplikasyon gelişme riski %2 civarındadır. Başka bir deyişle hastaların %98’i herhangi bir problem yaşamadan taburcu olup yeni hayatlarına başlamaktadırlar. Uzman doktorumuz 1000’in  üzerindeobezite ve diabet ameliyatı gerçekleştirmiştir ve komplikasyon oranı % 0.3’tür. Kaçak ve kanama en bilinen ve en korkulan risktir. En sık ameliyattan sonraki ilk 1 hafta içinde görülse de ameliyattan 1 ay sonra kaçak gelişen hastaların varlığı da bilinmektedir. Kaçak gelişirse karın içi infeksiyonlara bağlı, hastanın yatış süresinin uzaması, tekrarlayan endoskopik, radyolojik veya cerrahi müdahaleler, yoğun bakım yatışları ve hatta ölüm bile gelişebilmektedir. Kaçak gelişmemesi için ameliyat tekniğinin geliştirilip, standart yöntemlerin tecrübeli cerrahlarca uygulanması çok önemlidir. Uzman doktorlarımızın kullandığı özel dikiş tekniği sayesinde kaçak veya kanama ihtimali çok düşüktür. Ameliyat esnasında kaçak testi yapılması ve o esnada saptanan kaçaklara müdahale edilmesi de ameliyat sonrası kaçak görülme ihtimalini azaltmaktadır. Obez bireyler, derin ventrombozu diye adlandırılan bacak damarlarına pıhtı oturması ve bu pıhtının en sık akciğerler olmak üzere vücudun çeşitli damarlarında tıkanıklığa yol açması açısından ameliyat sonrası yüksek risk altındadırlar. Bu durumun gerçekleşmemesi için kompresyon çoraplarının giyilmesi, kan sulandırıcı iğneler (düşük molekül ağırlıklı heparin) yapılması ve ameliyat sonrası erken dönemde hastanın ayağa kalkıp yürümesi hayati önem taşımaktadır. Kliniğimizde derin ventrombozuna yönelik her türlü önlem alınmaktadır.

Obezite ameliyatından sonra nelere dikkat etmemiz gerekir?

Obezite ameliyatı olmadan önce diyetisyen ile görüşüp ameliyat sonrası beslenme şekli hakkında ayrıntılı bilgi almak gerekir. Size kolayca uyabileceğiniz bir diyet verilecektir. Ameliyat ile değişen anatomi ve hormonlar bu diyete uymanıza yardım edecektir. Aynı zamanda ilk 1 ay boyunca ağır egzersizler yapmamanız önerilir. Yürüme, yüzme gibi bünyenizi fazla zorlamayan egzersizler ilk 1 ay için daha uygun olacaktır. Ameliyattan 1 ay sonra pilates, bisiklet, fitness ve ağırlık çalışmak da dahil olmak üzere her türlü spor aktivitesini yapabilirsiniz. Daha hareketli bir yaşam tarzı sağlıklı yaşam için vazgeçilmezdir. Ayrıca ameliyat sonrası dönemde düzenli kontrol çok önemlidir. İlk yıl 3 ayda bir, ikinci yıl 6 ayda bir, sonrasında yılda bir vitamin ve mineral seviyeleriniz kontrol edilmelidir, ve gereğinde vitamin ilaçları ile desteklenmelidir. Kontrol altında bulunduğunuz sürece herhangi bir eksiklikten korkmanıza gerek yoktur.

Obezite ameliyatı olduktan sonra tekrar kilo alır mıyım?

Obezite ameliyatlarından sonra hastaların en az %85-90’ı yeni bir hayata başlamakta ve bir daha kilo almadan hayatlarına devam etmektedir. Ancak hastaların yaklaşık %10 ila 15’i verdikleri kiloyu geri almaktan veya yeteri kadar kilo verememekten yakınırlar. Bu durumun birkaç sebebi olabilir.

  • Başlangıç vücut kitle indeksinin çok yüksek olması bir sebeptir (Örneğin ameliyat öncesi ağırlığı 200kg olan bir hasta 80 kg vererek 120 kg’a düşse bile hala normal kilolara ulaşamamış ve obezdir, ama öncekinden daha sağlıklıdır).
  • Obezite cerrahisi sonrası hastaların büyük çoğunluğu ne kadar küçük porsiyonlarla doyduklarına ve ne kadar uzun süre açlık hissetmediklerine inanamamaktadırlar. Bu nedenle doyduktan sonra üzerine yemek yemeye çalışmaktadırlar bu da küçülen mide hacmini büyümeye zorlamaktadır.
  • Alkol, dondurma veya çikolata gibi sıvı içerikli, yüksek kalorili gıdaların aşırı tüketilmesi bazı hastalar için tekrar kilo alma ile sonuçlanabilir.
  • Bazen tüp mide ameliyatında mide ortasında belli belirsiz bir darlık gelişir. Bu darlığı hasta hafif reflü şikayetleri ile hissedebilir veya hiç hissetmeyebilir. Ancak bu darlığın üst kısmında kalan mide zamanla genişleyip, (hasta tüm kurallara uysa bile) tekrar kilo almaya neden olabilir.
  • Mide bypassı esnasında bırakılan küçük midenin zamanla genişlemesi veya mide ve barsak arasındaki bağlantının genişlemesi de tekrar kilo alma ile sonuçlanabilir.

Obezite cerrahisi sonrası tekrar kilo alan hastalara ayrıntılı bir incelemenin yapılması gereklidir. Öncelikle psikiyatrik veya hormonal bir problem varsa tedavi edilmelidir. Tekrar kilo almanın sebepleri ortaya konulduktan sonra revizyon ameliyatları düşünülebilir. Revizyon cerrahisinin tecrübeli merkezlerde başarılı olarak uygulanmaktadır. Uzman doktorlarımız başka merkezlerde yapılan tüp mide ameliyatı sonrası tekrar kilo alımı nedeniyle 200’ün üzerinde revizyon ameliyatını %1’den düşük komplikasyon oranıyla gerçekleştirmiştir.